Peygamber ve Ehlibeyt
- Peygamber ve Ehlibeyt



Çağının insanları tarafından idrak edilemeyen mükemmel bir yazı…
İmam Cafer Sadık’ın Yirminci Yüzyıl İnsanları İçin Bilimsel Münazarası
Bu yazı, Strasbourg İslami Araştırmalar Merkezi tarafından yazılan “İmam Cafer Sadık (a.s) Şia dünyasının düşünen beyni” kitabından alınmıştır. Bu araştırma merkezinde 25 bilim adamı Şia mektebi üzerine araştırmalar yapmıştır. Strasbourg İslami Araştırmalar Merkezi bilim adamlarına göre İmam Cafer Sadık’ın (a.s) burada verdiği cevaplar yirminci yüzyıla ait ve ayrıca İmam Cafer Sadık’ın (a.s) on dört asır önce nasıl böyle bilimsel cevaplar verebildiği konusunda şaşkınlıklarını gizlememektedirler. Şia mezhebinin hakkaniyeti bu yazıyla bir kez daha gün yüzüne çıkmaktadır. Siz okuyucularımızdan bu yazıyı çok dikkatlice okumalarını istirham ediyoruz.

2013/03/11  17:46

Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizden Sonra Halife Olduğuna Dair Bir Olay
“Peygamber efendimizin Allah’ın Resulü Musa’ya iman eden iki Yahudi dostu vardı. Hz. Muhammed’in (s.a.a) yanına gelip O’ndan (dini dersler) almışlardı. Onlar Tevrat’ı, Hz. İbrahim’in suhufunu okur ve geçmiş kitapları bilirlerdi. Allah Tebareke ve Teala Resulü’nün canını alınca O’ndan sonraki emir sahibini öğrenmek için oraya doğru hareket ederek, dediler ki: Hiç şüphesiz peygamberler ölmeden önce kesinlikle kendisinden sonra ümmeti arasında ailesinden ona en yakın olan, çok önemli, şanı yüce biri emirle onun yerine halife olarak geçer. Onlardan biri ötekine acaba sen peygamberden sonra emir sahibinin kim olduğunu biliyor musun? Diye sordu. Ötekisi Tevrat’tan öğrendiğim sıfatlarından başka bir şey bilmiyorum. O sıfatlar ise şunlardır: saçının ön tarafı dökülmüş, buğday tenli ve Allah Resulüne insanlar içinde en yakın olan kişi.”

2013/03/05  20:19

Alemlere Nur Saçan Resulullah evlatlarının sıfatları:
İmam Hasan Askeri’nin Hayatı ve Mucizelerinden Örnekler
İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah'ın ism-i âzam’ı, yetmiş üç harften oluşur. Asef adlı ifritin yanında bir tek harf vardı. O harfi söyleyince, onunla Sebe ülkesi arasındaki yer deliniverdi. Açılan delikten Kraliçe Belkıs'ın tahtını alıp Süleyman'a getirdi. Sonra yer tekrar es­ki haline geldi. Bu olay, bir göz açıp kapama anı kadar kısa bir sürede gerçekleşti. Bizim (Ehlibeyt İmamlarının) yanımızda ise ism-i âzamın yetmiş iki harfi vardır. Bir harf de Allah katında­dır. Bu harfi gayb ilmiyle ilgili olarak kendine has kılmıştır.”

2013/02/19  14:05

Sahabeler dahil Ehlibeyte itaat edenler kurtulur…
Kim Hz. Ali’ye üstünlük taslarsa, Hz. Muhammed’e üstünlük taslamış gibidir
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ali (a.s) neyi getirdiyse onu alırım, neyi nehyetmişse ondan kaçınırım. Muhammed’e (s.a.a) verilen üstünlük ve fazile­tin benzeri ona da bahşedilmiştir. Muhammed ise Allah Azze ve Celle'nin yarattığı bütün varlıklardan üstün kılınmıştır. Koyduğu hükümler hususunda Ali'yi eleştiren bir kimse, Allah'ı ve Resûlü'nü eleştiren bir kimse gibidir. Küçük veya büyük bir meselede Ali'nin kararını reddeden kimse, şirkin sınırına yaklaşmış olur. Emir'ül-Mü'minin, Allah'a açılan tek kapıydı. O, Allah'a giden tek yoldu. Ondan başka yola girenler helak oldular. Birbiri peşi sıra gelen hidayet imamları için de aynı özellik geçerlidir. Allah, onları arzın rükünleri kılmıştır ki, yeryüzü üzerindeki varlıklarla birlikte sarsılmasın. Onlar yerin üstündeki ve altındaki varlıklara sunulan kusursuz kanıtlardır.”

2013/02/12  15:54

Sıddık-ı Ekber, Faruk-u A’zam Ali’dir Ali
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her ümmetin bir sıddıkı (dosdoğru olanı) ve faruku (hakkı batıldan ayıranı) vardır. Bu ümmetin sıddıkı (ve faruku) Ali b. Ebi Talib’dir.” “Sıddıklar üç kişidir: Firavun ailesinden mümin Hazkil, Al-i Yasin’in sahibi Habib-i Naccar ve Ali b. Ebi Talib (a.s)” İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben Allah’ın kulu ve Peygamberinin kardeşiyim. Sıddık-i Ekber benim. Benden sonra her kim bunu söylerse yalancı ve iftiracıdır.” “Ey insanlar! Şüphesiz ben sizin aranızda; Firavun ailesi arasındaki Harun, İsrailoğulları arasındaki Hitte (bağışlanma) kapısı, Nuh kavmi arasındaki Nuh’un gemisi gibiyim. Şüphesiz “nebe’ul-azim”(büyük haber) ve en büyük sıddık benim. Çok yakında sizlere vaad edilenleri bileceksiniz.” “Faruk-i Ekber benim. Ben kendimden sonraki insanların önderi, kendimden öncekilerin (Resulullah’ın) tebliğcisiyim.”

2013/02/11  14:20

İşte Gerçekler...
Tarihte İlk Olarak Kim Ebu Bekir’e “Sıddık”, Ömer’e “Faruk” Lakabını Takmıştır?
Cevap: Ehli sünnet kitaplarında mevcut olan bir çok sahih senetli hadiste bu mübarek lakapların Emire’l Müminin Hz. Ali’ye (a.s) has lakaplardan olduğu kayıtlıdır. Ancak maalesef ehli sünnet Hz. Ali’ye ait olan bu fazileti onun için kullanmamış!!! öteki halifeler için nakletmeye çaba sarf etmiştir!! Burada yalnızca Ehli sünnet kitaplarında nakledilen bu sahih hadislerden bir kaçına değinerek tarihi gerçekleri ortaya koyacağız...

2013/02/10  22:50

Doğum günü münasebeti ile…
İmam Cafer Sadık’tan Şialara Öğütler
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer Şiilerimiz dosdoğru olsalardı melekler onlarla tokalaşır bulutlar başlarına gölge ederdi ve gündüz bile parlarlardı. Başlarının üstünden ve ayaklarının altından rızıklanırlardı. (gök ve yeryüzünün bereketleri onlara yağardı) ve Allah’tan ne isteseler onlara verirdi.”[1] “Dili ile Şia olduğunu söyleyen ama aksine amel eden kimse Şiilerimizden değildir.”[2] “Ey Şiiler topluluğu! Sizler bize mensupsunuz. O halde bize süs olun. Bizlere utanç sebebi olmayın.”[3]

2013/01/30  10:17

Şia ve Sünni kitapları esasına göre:
Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Mektupları
Allah Resulü (s.a.a) hicri altıncı yılın Zilhicce ayında Hudeybiye’den dönünce padişahların yanına elçiler gönderdi, onlar için mektup yazdı ve onları İslam’a davet etti. Peygamber’e şöyle arzedildi: “Ey Allah’ın Resulü! Padişahlar mühürsüz mektubu okumazlar.” Allah Resulü (s.a.a) o gün bir gümüş yüzük ve taşını temin etti. Üzerine üç kelime Muhammed Allah’ın Resulüdür yazısını kazıdı. Onunla mektupları mühürledi. Altı elçi bir günde (Medine’den) dışarı çıktılar ve bu hicri yedinci yılın Muharrem ayında idi. Elçilerden her biri Allah Resulü’nün kendilerini gönderdiği topluluğun diliyle konuşuyorlardı.

2013/01/29  19:35

Şia ve Sünni kitapları esasına göre:
Muhammed (s.a.a) Allah’ın elçisidir
Huzeyfe şöyle diyor: “Medine sokaklarından birinde Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle dediğini işittim: “Ben Muhammed ve Ahmed’im. Ben Haşir, Mukaffi (son) ve rahmet Peygamberiyim.”[1] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im, ben küfrün kendisi vasıtasıyla ortadan kalktığı Mahiyim (mahveden). Ben insanların ardından haşr olup toplandığı Haşir’im ve ben Akib’im -ve Akib- kendisinden sonra bir Peygamberin olmadığı kimse anlamındadır.”[2] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Akib’im. Yani benden sonra Peygamber yoktur.”[3] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Ali de vasilerin sonuncusudur.”[4]

2013/01/29  19:31

Hz. Ali’nin Diliyle Hz. Muhammed (s.a.a)
“İmam Ali (a.s), Kufe mescidinde kılıcını kuşandığı bir sırada kendisine Peygamberin (cismani) özelliklerini soran birisine şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü’nün (s.a.a) beyaz ve kırmızıya çalan bir yüzü, iri ve siyah gözleri, düz ve yumuşak saçları, gür sakalı, dolgun olmayan ve kemikli yanakları, kulak memesine kadar uzanan saçları, gümüş bir ibriği andıran boynu vardı ve boğazının altından karnına kadar ney gibi biten kıldan ince bir çizgi vardı. Ondan başka göğsünde ve karnında bir kıl yoktu. El ve ayakları kalın ve kemikli idi. Yol yürüdüğünde yokuştan aşağı iner gibi yürür, kalktığında da seri ve çabuk davranırdı. Bir yöne dönünce bütün bedeniyle dönerdi. Yüzündeki ter taneleri bir inci gibiydi. Bedeninin teri miskten daha güzel kokuyordu. Ne kısa boyluydu, ne de uzun. Ne güçsüz idi ne de düşük. Onun gibi birini ne ondan önce ve ne de ondan sonra gördüm.”[1]

2013/01/29  12:00

Şia ve Sünni kitaplarındaki hadislere göre:
Hz. Muhammed’in diliyle Hz. Muhammed
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben (Allah tarafından) hediye edilmiş bir rahmetim.”[1] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Müslümanların sığınağı ve dayanağıyım.”[2] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Övünmek için söylemiyorum ama ben Ademoğlullarının efendisiyim.”[3] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah benden daha üstün ve yüce bir yaratık yaratmamıştır.”[4] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Allah’ın terbiye ettiği bir kimseyim, Ali de benim terbiye ettiğim bir kimsedir.”[5]

2013/01/28  19:54

İmam Hasan Askeri (a.s) “Besmele”nin Anlamını Açıklıyor
“Allah, ihtiyaçlar ve zorluklar anında, her yaratığın O’ndan başka herkesten ümidini kestiği ve O’ndan başka her sebebin (bağın) koptuğu bir anda her yaratılmışın kendisine yöneldiği kimsedir. Sen, “Bismillah” diyorsun. Yani tüm işlerimde sadece ibadete lâyık olan Allah’tan yardım dilerim. Yardım istendiğinde yardıma koşar ve çağrıldığında icabet eder.

2013/01/20  15:02

“Rabbini Gördün mü” Sorusuna Hz. Ali’den Müthiş Yanıt
Hz. Ali (aleyhi selâm) hilâfete gelip, halk O’na biat edince başında Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve âlih) sarığı, üstünde O’nun elbisesi, ayağında O’nun ayakkabısı ve Resulullah’ın kılıcını kuşanmış bir şekilde camiye gelerek minbere çıkıp oturdu. Sonra parmağındaki yüzükleri bir birine geçirerek karnının altına koydu.

2013/01/19  22:24

Peygamber Efendimiz ve Ehlibeytine ait bazı tarihi eşyalar / Foto

2013/01/11  17:43

Peygamber efendimiz ve Ehlibeyt imamları neden kitap yazmamışlardır?
Bildiğimiz kadarıyla hadis kitaplarında bazı çelişkiler bulunmaktadır. Neden Peygamber efendimiz ve Ehlibeyt İmamları kendileri hadis içerikli kitaplar yazmadılar ve ayrıca neden Kur’an için tefsir kitapları kaleme almadılar?

2013/01/10  21:31

İmam Ali’nin (a.s) Mazlumluğu
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Muhammed’i (s.a.a) Peygamber olarak gönderdiği günden beri rahat bir yüz görmedim (İslam yolunda çok çile çektim ama), Allah’a hamd olsun! Allah’a yemin olsun ki çocukluğumu endişeyle, büyüklüğümü cihatla geçirdim”[1] “Resulullah (s.a.a) vefat ettiği günden beri ben mazlumum.. .”[2] “Benim gördüğüm zorlukları kimse görmemiştir.”[3] “Allah, Resulünün canını aldığı günden bu güne kadar sürekli mazlum oldum.”

2012/11/03  18:24

10. Güneşin Doğum Günü…
İmam Hadi’den (a.s) iki büyük mucize
Bir gün Abbasi padişahlarından Mütevekkil Samarra’daki sayısı 90 bin olan Türk askerlerine atlarının ot kaplarına kırmızı güller doldurmalarını ve büyük bir meydanın ortasına boşaltmalarını emreder. Güller yığıldıktan sonra adeta bir tepe şekline dönüşür. Mütevekkil tepenin üstüne çıkarak imam Hadi’yi de yanına çağırarak şöyle söyler: “Seni, ordularımı seyretmen için çağırdım.” İmam Hadi (aleyhi selam) Mütevekkil’e şöyle buyurur: “Benim de ordularımı sana göstermemi ister misin?”

2012/10/30  17:46

İmam Rıza’nın zamanın en büyük kelam alimiyle yaptığı müthiş münazarası
Horasan mütekellimi (kelâm âlimi) Süleyman Mervezî, Me’mun’un yanına geldi. Me’mun da ona saygı göstererek hediyeler vererek şöyle dedi: Amcamın oğlu Ali b. Mûsa Rıza (aleyhi selâm) Hicaz’dan yanıma kadar gelmiştir ve o, kelâm ilmini ve mütekellimleri sever. Bundan dolayı Terviye günü onunla münazara için yanımıza gelmende herhangi bir sakınca yoktur. Süleyman dedi ki: Ey müminlerin emiri! Sizin meclisinizde ve Haşim oğulları cemaati huzurunda onun gibi bir şahsiyetten soru sormak istemiyorum; çünkü topluluk huzurunda benimle konuşurken ezik düşecektir (yenilecektir). Dolayısıyla onunla fazla tartışmam doğru olmaz!!

2012/09/27  20:44

Hz. Ali’nin Diliyle Hz. Ali (a.s)
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben kendimi; bizzat sakınmadığım şeylerden insanları sakındırmaktan, önceden yapmadığım şeyi insanlara emretmekten ve Allah’ın hoşnut olmadığı bir şey sebebiyle insanlardan hoşnut olmaktan daha üstün görüyorum.”[1] İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben daha önceden yapmadığım bir itaate sizleri zorlamam ve sizden önce sakınmadığım bir günahtan sizi sakındırmam.”[2] İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben asla cihat meydanından kaçmadım. Benimle savaşa giren herkesin kanıyla yeri suvardım.”[3]

2012/08/11  12:00

Hz. Peygamber’in Diliyle Hz. Ali
Hz. Ali’yi (a.s) Sevmek Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali’nin sevgisi ateşin odunu yediği gibi günahları yer, bitirir.”[1] Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mü’minin defterinin sahifesinin başlığı Ali b. Ebi Talib’in sevgisidir.”[2]

2012/08/10  17:55

İmam Ali'nin şehadeti münasebeti ile...
Hz. Resulullah ve İmam Ali’nin Dilinden Hilafet ve İmamet
Resulullah şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki bu iş (İslam dini) içlerinde 12 halife gelmedikçe bitmez.” Resulullah şöyle buyurmuştur: “Tümü Kureyş’ten olan...12 İmam onlara hükmetmedikçe işleri öylece geçer.” Resulullah şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz benden sonraki hilafetin sayısı Musa’nın nakipleri (12 temsilcisi) sayısıncadır.” Resulullah şöyle buyurmuştur: “12 Halife size hükmetmedikçe bu din sürekli kalacaktır.” İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu işi (imamet makamını) sabır, basiret ve işleri bilen kimseler yüklenebilir.” İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah bizim, şeriatının koruyucusu ve hürmetinin gözetleyicisi olmamızı istedi. Bizlere inanan bununla sevab diliyor, bizleri inkar edenler ise soyunu/aslını destekliyordu.”[1]

2012/08/10  16:06

İmam Hasan’dan (a.s) Hadisler
İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Fatıma (a.s) Hasan’ı (a.s) dünyaya getirince Ali’ye (a.s), “Adını koy.”dedi. Ali (a.s), “Ben Peygamber’den önce bir isim vermem.”dedi. Peygamber (s.a.a) geldi ve Ali’ye (a.s), “adını koydunuz mu?”dedi. O, “Ona ad koymada senden öne geçmek istemedik.”deyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben de ona ad koymada Allah’tan önce geçmek istemem.”Sonra Allah Tebarek ve Teala Cebrail’e şöyle vahy etti: “Muhammed’in bir oğlu olmuştur. Git ona selam söyle ve kutlayarak şöyle de: “Ali senin için, Musa’ya Harun gibidir. O halde Harun’un çocuğunun adını ver.”Cebrail inerek aziz ve celil olan Allah tarafından Peygamberi kutladı ve şöyle buyurdu: “Yüce Allah sana, bu çocuğa Harun’un çocuğunun adını vermeni emrediyor. Peygamber, “Harun’un çocuğunun adı neydi?”deyince…

2012/08/04  17:29

Hz. Mehdi’nin dilinden ‘Hz. Hüseyin’e ağlamanın sevabının neden çok olduğuna’ dair cevap
Şayet bir çoklarımız Hz. İmam Hüseyin (a.s) için ağlamanın ve onu ziyaret etmek için Kerbela’ya gitmenin neden bu denli çok sevap olduğunu merak ediyordur. Ona ağladığımız için günahlarımızın bağışlandığı ve onun ziyaretiyle cehennem ateşinden kurtulacağımız hakkındaki hadisler bir çoklarımızı oldukça şaşırtmıştır. Tüm bunların cevabını Hz. İmam Mehdi (a.f) Seyyid Behru’l Ulum’a vermiştir.

2012/07/07  14:06

Kutlu Doğumu münasebeti ile..
İmam Seccad’dan (a.s) Altın Sözler
İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Doğru yol bizleriz ve ilminin sır yerleri bizleriz.” “Dün bir nutfe olan ve yarın da bir leşe dönüşecek olan üstünlük taslayan mütekebbire şaşarım.” “Zarar verici yiyecekten sakındığı halde daha zararlı günahından sakınmayan kimseye şaşarım.” “Dünya hayatını gördüğü halde, o dünya hayatını (ahireti) inkar eden kimseye çok şaşarım.”

2012/06/26  00:41

Bugün Bi’set günü..
Peygamber Efendimizden Altın Sözler
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bir toplum arasında fuhuş ve fesat yaygınlaşınca mutlaka öncekilerde bulunmayan veba ve hastalıklar da onlar arasında yaygınlaşır.” “Müminin ferasetinden korkun. Zira o aziz ve celil olan Allah’ın nuruyla bakar ve Allah’ın verdiği başarıyla konuşur.” “Fırsatları terketmek hüzne sebep olur.” “İsrailoğullarının başına gelenler kılı kılına ümmetimin başına da gelecektir… İsrailoğulları yetmiş iki millete ayrıldılar, ümmetim de yakında yetmiş üç millete ayrılacaktır. Bunlardan bir fırkası dışında tümü ateştedir.”

2012/06/18  11:57


   
ABNA World Service
Englishالعربية
Françaisاردو
Españolفارسی
Русский中文
DeutschTürkçe
Azeri (cyr) Azeri (ltin)
Melayu Indonesia
বাংলা हिन्दी
Swahili Myanmar
BosanskiABP sites
  Son Haberler